mühendis sözlük özel defteri

  • mühendis sözlük yazarları için oluşturulmuş bir defter. benim de yazacaklarım var derseniz buyrunuz buraya.


    "gecenin biri. tam 40 dakikadır birazdan yazacağım yazıya uygun başlık düşünüyorum. yok. ortaokul dönemlerinde de böyleydim. çok güzel kompozisyonlarıma rağmen başlıktan dolayı her seferinde bir ton söz işitirdim.

    dolandım durdum. bakmadığım başlık da kalmadı sanırım. ama hangi başlık benim şu anki hislerimi taşıyabilir bilmiyorum.

    yine bir sürü sınav oldu, tabi hatalı hesaplamalar da. maddi düşünen de vardı seçimlerinde, duygusal düşünen de. sonuçta kimileri bir yerlere yerleşti, kimileri belki bir başka zamana deyip yoluna devam etmeye karar verdi, mecbur kaldı.

    bu sene en çok hukuk, pdr ve mimarlık tercih edilmiş; -abi valla ben de televizyonun yalancısıyım!- birçok mühendislik bölümünde kontenjan açıklığı varmış. yani çok çok tercih edilmemiş.

    --spoiler--
    göster

    zilyon tane bölüm, abidik gubidik meslekler!!!

    --spoiler--

    --spoiler--
    göster

    abidik gubidik meslek sahibiyim.

    --spoiler--

    buraya kadar her şey tamam, çıldırmadıysanız yani sorun yok. çünkü bu konuda sonsuz tane hakkınız olacak. merak etmeyin.

    kararsız kasım'lığın da anlamı yok - dilbilgisi, yazım ihlali; galiba öyleydi - hayatın size sunacağı şeyleri de bilmiyorsunuz ama ana hedeften sapmadan yedek hedefler de koyabilirsiniz, suyunu çıkarmadan. karadeniz'de batan gemiden kurtulma ihtimaliniz var, suya gömülmeden.

    yakın tarihte de gördüğümüz üzere altyapı son derece mühim bir konu. bu her yerde geçerli. çeşitli nedenlerden ötürü gerekli altyapıyı zamanında oluşturamamış olabilirsiniz fakat bunu düzeltmek için henüz çok da geç değil. her şey sizin elinizde.

    sizi yağlayan, ballayan hocaları bir kenara koyun. meslek lisesi mezunu olmanızın hiçbir esprisi yok, yani anadolu lisesi mezunundan üstün değilsiniz. aynı şekilde anadolu lisesi mezunu da meslek lisesi mezunundan üstün değil. bu karşılaştırmayı yazıyorum ki baştan açık konuşalım. çünkü o ilk spoiler vardı ya hani o spoiler onun sayesinde ben bunları yazabiliyorum.

    şu anda hepiniz aynı gemidesiniz, nuh'un gemisi. her biriniz farklı türsünüz, farklı yetenektesiniz ama aynı gemidesiniz. bir amacınız var. geçmişte; yani sular altında kalmadan önceki yaşantınızda ne yaptığınızla kimse ilgilenmiyor. bundan sonrası önemli. gelecek! birlikte kuracağınız gelecek.

    sular çekilene kadar, sizler karaya inip de geleceği kurana, kurtarana kadar buradasınız. sevdiğiniz ve sevmediğiniz ile.

    dedim ya bir ana hedef ve yedek hedefler belirleyin diye, işte onların hepsi amaç. karakteriniz olsun. rakibiniz bir dakika önceki haliniz olsun. mesleğinizi yaparsınız, yapmazsınız size kalmış. boş beleş insan olmaktansa içi dolu biri olun.

    okuyun, okuyun ama sadece okumak için okumayın. arkasında sapasağlam durabileceğiniz fikirleriniz, düşünceleriniz ve inançlarınız olsun. araştırın, sorgulayın. tek bir kaynağa bağlı kalmayın. sevin, gerçekten sevin. tanımadan yapamazsınız ön yargıyla da bir yere varılmaz. tutku ile bağlanın.

    buraya sığdırmak istediğim çok tavsiye var, ama çaba tek taraflı değildir. yabancı diliniz olsun, teknik beceriniz ve kapasiteniz olsun, şuyunuz buyunuz olsun demeyeceğim. bunu başka başka yerlerde zaten yapıyoruz. benim dileğim farklı.

    distopyada yaşayan biri olarak bir ütopya hayal ediyor olabilirim. ama hayaliniz, amacınız yoksa ...

    neyse gece gece bir şeyler eveledim geveledim. özetle yardımcı olacak insan burada çok ama en çok yardımı kişi yine kendinden alır.

    yaşınız henüz çok gençken, tahammülünüz ve sabrınız yerindeyken yaşama sevincinizi bu tür şeylere de yansıtırsanız ütopya hayal olmaktan çıkacaktır.

    not 1: karadeniz'de gemileri mi batmak ile nuh'un gemisi karıştırılmasın.

    laçkalaşmış, yozlaşmış durum genele yayılsa da gerçeklere dön diyecekler olacaktır. saygı duyarım. ama kukla olmaktansa onurlu olmak daha iyi olabilir. en azından kişinin özü için."

    not 2: başlık en son eklendi, uygunluğu tartışmaya açılabilir. değerli adminlerimiz tarafından başlık istenilirse değiştirilebilir. çünkü bu konuda gerçekten yardıma ihtiyacım var.
  • bir başkadır benim memleketim. saç sakal traşı olmuşum. daha yeni. mübarek rüzgar da öyle bir yalıyor ki sorma. gitmek istediğim bir yer olmamasına rağmen tramvayın da ısrarıyla çelik plakaların üzerinde sörf yapıyorum. öyle de kaygan ki namussuz. dünyanın dönüş ekseninin tersine doğru kayıyorum galiba çünkü o kadar yol gitmeme rağmen tepede hala aynı yıldız. biraz sonra tramvay yolda birkaç tanıdık görmüş olacak ki durdu. selamsızlar doluştu içeri. sağıma bir sörfçü oturdu. solumda seyir penceresi dimdik ayakta. pencerenin ardından iki kızcağız el sallıyor. "aa baksana yeni traş olmuş bir sörfçü, hadi onu yeni maceralara uğurlayalım" demiş olmalılar. zorla gülümseyip karşılık veriyorum elimin tersiyle. zemin kaymaya başlıyor yine. sağ omzumda bir hareketlilik. sabit periyotlarla aralıksız damlıyor. aa yeter ama. dönüp bakıyorum. kızarmış iki göz. biri daha yakın. biri az daha uzakta. "gözünüzün biri uzakta yalnız" demeye kalmıyor gözlerin biraz altından bir ağız; iki dudak, sarı dişler, dolambaçlı bir dil ittifak halinde basıyor yaygarayı. hiç üşenmeden b-a-n-a-e-l-s-a-l-l-a-d-ı-l-a-r harflerini peşpeşe sıralıyor. kafamın içinde sessiz sessiz harfleri doğru şekilde sıralamaya çalışıyorum bir anlam çıkarmak için. biraz sonra doğru dizilimi yakalayıp sesli sesli tekrarlıyorum unutmamak için. sanki dünyanın en kıymetli bilgisi o an. "bana el salladılar. bana el salladılar. bana el salladılar."

    kıllı ve boğum boğum parmaklar omuzlarımdan yakalamak üzere yaklaşıyor. sayıyorum. on tane. soldaki sol omzumu, sağdaki sağ omzumu kavrayıp yer çekiminin anasına sövüyor. düşmanca bir tavır seziyorum. halbuki bir zamanlar gülümseyip el sallayan iki kız ne de dost canlısıydı. yere paralel uzanıyorum. birsürü bacağı dik kesiyorum. kestiğim bacakların birinden uzanan ayak epey bozulmuş görünüyor. hızla yüzüme yaklaşıyor. yüzüme gelse nasıl da acıtır, inşallah yüzüme gelmez diye düşünüyorum ama hala yaklaşıyor. yüzüme ulaşabilmesi için aradaki mesafenin yarısını, yarısının yarısını, yarısının yarısının yarısını... her yer kararıyor. sesler var ama görüş yok. hapisanelerde de bazen görüş olmuyor mesela. demek gözümüzü kapattığımızda da tutsağız bağzı zamanlar diyorum.

    hastanelerde görüş var belli ki çünkü görebiliyorum. yüzümdeki acıyı hissedebilmem için bozulan ayağın sahibi serum taktırmış olmalı. bilinçaltım konuşuyor: "niye hiç dar bir sokakta yürümedik seninle? neden yeşilçam kliplerinin kadrolu figüranı o çınar ağacının etrafından dolanıp kaçmadın benden? "
sosyal medyadan takip edin
mühendis sözlük facebook mühendis sözlük twitter mühendis sözlük instagram mühendis sözlük youtube mühendis sözlük google plus
duyurular
  • elektronik ve haberleşme mühendisliği
  • inşaat mı makine mi 2
  • matlab antremanları 3
  • bilgisayar önerisi 6
  • yönetim bilişim sistemleri
facebook'tan takip edin