işsizlik

  • iş sahibi olamama durumu. fakat daha çok "boş uğraşlar" için kullanılır.
    bakın aşağıdaki elamanın işsizliği en büyük işsizlik olarak tarihe geçebilir.
    stephen lund, bisikletinin hareketlerini uydudan takip eden uygulama sayesinde, ‘gps doodle’ı adı verilen resimler yapıyormuş.

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    muhendissozluk.net

    size göre sanat olabilir ama bana göre ağır işsizlik.
    haber için tıkıla;
    www.haberturk.com
  • 25 ocaktan bu tarafa yaşadığım. insanın tüm hayatını değiştiren kötü olgu.
  • çalışacak durumda olan, iş arayan, mevcut ücretler üzerinden çalışmayı kabul etmiş ve 15-65 yaş aralığında baştaki kriterleri karşılamasına rağmen iş bulamayan kişi işsiz sayılmaktadır. örneğin ev hanımları, öğrenciler ya da hükümlüler işsiz sayılmamaktadırlar. işsizlik ise günümüzde bir olgu halini almış, devletlerin ve çalışmak isteyen bireylerin karşılaştığı en büyük sorundur.

    işsizlik, günümüz ekonomik sisteminin işveren açısından en güzel yönünü, işçi açısından ise büyük bir problemi, devlet için ise değişkenlik göstermesiyle beraber, kontrol edilmesinde zorluğa bağlı olarak mühim bir sorunu nitelemektedir. gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, az veya çok oranda işsizlik her zaman önemini sürdürmektedir. sadece az gelişmiş ülkelerde değil, sanayileşmiş ülkelerin de önemli ve ortak sorunlarından biri. işsizlik sadece ekonomik bir sorun olmanın ötesinde, toplumsal ve kişisel yönleri de olan bir olgudur. çalışma istem ve gücünde olan insanların işsiz kalmaları onların değil, yerleşik ekonomik organizasyonun kusurunu ortaya çıkarmaktadır. bu da işsizliğin toplumsal yönüdür ve getirilecek önlemlerin farklılaşmasına neden olur. bu önlemlere verilebilcek en iyi örnek işsizlik sigortası kurumudur. zira bu kurum bize işsizliğin kişisel bir kader olmadığını, toplumsal bir sorun olduğunu göstermektedir.

    işsizliğin toplum üzerinde yarattığı negatif etkilerden biri zaten ortada. maddi refahın kaybolması. belki karşı çıkabilirsiniz ancak işsizliğin yarattığı en büyük kötülük, kaybettiğimiz maddi refah değildir. işsizlikten doğan iki büyük sorun daha vardır ki bunlar bir süre sonra maddi refah düzeltilse bile kişi üzerindeki etkilerini kaybetmesi daha uzun süren durumlardır. ilk olarak işsizlik, işsiz kalan kişilerin yararsız, istenmeyen insan olduğu duygusu yaratabilir. burada dile getirilen işsizlik kısa vadeli işsizlik değildir, uzun bir süre boyunca çalışmak istemesi ancak çalışabilceği bir iş bulamaması durumunda kalan kişiden bahsedilmektedir. kişinin istenmeyen insan kılıfına sokulmasında hem ekonomik nedenler -sonuçta bir şeyler üretmiyor- hem de din ciddi bir rol oynamaktadır. ikinci olarak ise, insanların yaşamına korkuyu getirir. geleceğinin belirsizliği korkusunu. elindekileri kaybetme korkusunu. bir sonraki adımda hayatta kalma/hayatını sürdürebilme konusunda şüpheler, korkular başlar. bu durumların tamamının bir sonucu olarak işsiz kişi veya kişilerde bir nefret başlar. bu nefret sadece ekonomik sisteme yönelik değil, aynı zamanda onu kendisinden soyutlayan topluma karşı da olacaktır ve bu durum işsiz kişi veya kişilerin toplumdan yabancılaşmasına sebep olmaktadır.

    işsizlik, günümüz toplumunda hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak mücadele edilmesi gereken bir olgu halini almıştır. sadece işsizlik sigortası kurumundan gelen ve (sözde) maddi refahı dengelemeye yönelik ekonomik yardımlar bence yeterli değildir. çalışmanın bu kadar kıymetli ve kutsal bir kimlik kazandığı şu günlerde, işsiz kalan kişiye psikolojik destek sağlanması da işsizliğin kişi üzerindeki negatif etkilerini azaltmak için sağlıklı bir yöntem olacaktır.
  • tüketilenler kümesinden bir ya da birçok elemanı üretemeyenler ya da üretecek ekipman- altyapıya sahip olmayanlar kümesinin elemanlarını kapsayan küme.

    öncelikle bu bir süreçtir. bunaltıcıdır, zor geçebilir ama bir süreç olduğu unutulmamalıdır. dünya saatte 1600 km hızla dönüyor. geçecektir. belki bu süreçte üretimi odaklanan tüketilenler dışında başka şeyler üretmeye yönelmek süreci kolaylaştırabilir. hobilerinize daha çok vakit ayırabilirsiniz bu süreçte. örneğin şiir ya da hikaye-roman üretebilirsiniz. bunlar da tüketim elemanlarıdır. iyi giderse belki sektörünüzü bile değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

    bu süreçte birtakım insanlar kendini bilmez tavırlar sergileyebilir. bu aldırış etmeye değer bir şey değil. gülüp geçin. harry potter işsizlik maaşıyla yazıldı.

    bunun aksi duruma iş bulmak değil de hayatı kazanmak dersek daha net odaklı bir tanım yapmış sayılabiliriz. hayatınızı ne şekilde kazanıyorsanız o sizin işinizdir diyebiliriz. nasıl bir hayat kazanmak istiyoruz? çok para kazanmak bir süre, karşılığında hayal ettiğimiz bir hayat sunabilir. ama sonunda tesis ettiğimiz standardı kaybetmemek için eş değerinde ya da daha çok kazanmak istemeyecek miyiz? bu hala hayal etiğimiz hayat olur mu? hem belki bunun uğrunda kendimize yakıştıramayacağımız şeyler yapmak zorunda da kalabileceğiz.

    eğer bu bir suç olsaydı bunun suçlusu siz olmazdınız. lütfen kendinizi suçlamayın. bunun suçlusu muhtemelen sizinkinden daha küçük beyinlerin ürettiği politikalar.

    sözün özü işsiz de olsanız bir iş edinin. o an elinizdekilerle üretebileceğiniz ne varsa onu üretin. bir de hayvanları, doğayı sevin. eyyorlamam bu kadar.

    - e peki iktisadi temelleri?
    - valla onu bilmiyom amirim.




  • en mükemmel çözümü türkiye cumhuriyeti devleti tarafından bulunmuş toplumsal sorun.
    bilindiği üzere, anayasamızda türkiye cumhuriyeti'nin sosyal bir hukuk devleti olduğu bağıra bağıra söylenmektedir. sosyal devletin görevlerinden birisi de, gençlerine iş bulmak, onlara iş olanakları yaratmaktır. herhangi bir politikacı, "devletin görevi iş bulmak değildir" dediği anda politik hayatı biteceğine göre (her ne kadar mr. erdoğan -her üniversiteli iş bulacak diye bir şey yok- dediyse de diğer pek çok konuda yaptığı gibi bu konuda da tükürdüğünü yalamış ve çevir kazı yanmasın yapmış olduğundan bu bağlamda konuşulamaz) hem iş bulmamak hem de bu lafı söylememek için muazzam bir çözüm geliştirmiştir türkiye cumhuriyeti. adım adım gidelim:

    1) herkesi lise mezunu yapmak. liseye giren herkes, okuma yazma bilmese bile mezun edilir.
    2) liseyi bitiren herkesi üniversiteli yapmak. her yıl üniversiteye giren öğrenci sayısı bir milyon civarında

    3) yakın zamana kadar üç yıl olan lise eğitimi 4 yıla çıkartılarak öğrenci bir yıl lisede tutulur.
    4) liseyi 4 yılda bitiren bir öğrenci normal koşullar altında bir yıl üniversiteye girmek için hazırlanır.
    5) üniversiteye giren bir öğrenci ilk yılını hazırlık adı verilen ve ingilizceyi öğrenemediği bir sınıfta harcar
    6) hiç takılmayan bir öğrenci üniversiteyi dört yılda bitirir. ama istatistikler bize üniversitelerin ortalama 5 yılda bittiğini göstermektedir.
    toplarsak: normal olarak 18 yaşında 3 yıllık bir liseyi bitirecek bir genç 1 + 1 +1 +5=8 yılda eğitimini sona erdirmektedir. yani yaşı 25 olmuştur. erkekler için buna minimum 1 yıl da askerlik eklerseniz yaş 26 olur.
    dolayısıyla, 18 yaşında mezun olan bir gence iş bulmak ya da iş alanı açmakla mükellef olan devlet gencin işsizliğini 8 yıl ötelemekte, bu süreyi gencin ailesine kaktırmaktadır.
    bu kurnazlığı akıl eden bir ikinci devletin olmadığını da ekleyelim. 25-26 yaşına gelen genç, aslında 8 yıllık bir işsizlik süresi yaşadığının ve toplumsal bir patlamanın bir unsuru olduğunun farkında olmadan yaşlanma noktasına gelmiş demektir. devlet bu şekilde her yıl bir milyon genci yaşlandırmaktadır. ama sorun gitgide büyümektedir. çözülmez bir noktayı geçmiş olmasına rağmen de hiçbir adım atılmamaktadır
sosyal medyadan takip edin
mühendis sözlük facebook mühendis sözlük twitter mühendis sözlük instagram mühendis sözlük youtube mühendis sözlük google plus
duyurular
  • elektronik ve haberleşme mühendisliği
  • inşaat mı makine mi 2
  • matlab antremanları 3
  • bilgisayar önerisi 6
  • yönetim bilişim sistemleri
facebook'tan takip edin