bir fikrin mi var

  • trt'de düzenlenen, bir fikri olanların evet dediği, yarışmacıların jüri önünde fikirlerini inovasyon, ticari, lojistik yönlerden incelemeye sunduğu yarışma.

    ülkemizde güzel şeyler mi oluyor?

    trt, belgesel kanalına yaptığı yatırımlardan sonra kalitesini bir tık yükseltti. sonra bir fikrin mi var yarışması ile bir adım daha mı attı derken organik hoşaf'ın finale kaldığı bir yarışma halini alıp yüzümüzü düşürdü.

    organik hoşafın mucidi babannem olsa da buna katlanabilirim. gıda mühendisi bir kızcağız samimi, sempatik gülümsesiyle babannemden izin almadan hoşafıyla bu yarışmaya katılmış. finalde de elenmiş. tanıtım konuşması aşağıdaki gibidir:

    - işte hoşaf bu. organik.
    - tadında bir değişiklik var mı?
    - yok ama tedarikçi firmalarla görüştük. ar-ge yaptık. patent...

    hakkını teslim edelim. babannemin hoşafı iki günde bozulurken bu kızcağız raf ömrünü uzatmış. bu bir yenilik. yani patentini alabilir. ama mesele şu ki hoşafın rakipleri elinde metal çubukla su bulan adam ve bokunda boncuk bulan adam değil.

    mesele yenilikten, değişmekten korkuyor olmak. 21. yüzyılda değişmek - pozitif yönde değişmek- ancak bilim ile mümkündür. hoşafı finale taşıyan oyu veren jüri şunu söylemiştir:

    - yeni bir milli içeceğimiz mi geliyor?

    adam bilimsel gelişme kaygısıyla değil, ayran içmekten yayık olmuş beyniyle bir yerlere nemalanmak kaygısıyla oy veriyor.

    etmeyin ağalar. bu insanlara kıymayın. ayrıştırmayın, yaftalamayın. yeniden gülsün yüzümüz. güneş doğsun artık şu topraklara. sonra oturur hep beraber hoşafta içeriz.
  • yarışmadaki hoşaf mevzuu sosyal mecralarda yeterince tartışıldı/tartışılıyor. bu yüzden o tarafa girmeyeceğim hiç ama insanların bir kişiyi veya olayı eleştirirken ne kadar kırıcı lakaplar kullandığını gördüm yine ve çok üzüldüm.

    bence de bu fikir karşısındaki fikire bakınca çok zayıf ve o kıyası haketmemiş duruyor. büyük bir çoğunluk benim gibi düşünüyor, burda bir sıkıntı yok. ama insanlar eleştirirken kızın başörtülü olmasına dem vurarak çok çirkin şeyler yazmışlar ve bunu yaparak eleştiri yaptıklarını zannediyorlar.

    muhafazakar olsun veya olmasın insanlar birbirlerine neden bu kadar çirkinleşiyor anlamıyorum. yahu arkadaş ister başı kapalı olsun isterse açık olsun, ister şort giysin isterse sadece 2 gözü açık kalsın, ister inansın isterse ateist olsun ne farkeder ? insanız biz ya insan. bu kadar öfke bu kadar düşmanlık niye ? birinin fikrini beğenmeyebilirsin ve eleştirirsin. ama bir kişinin kişisel özgürlük alanına girmeyi, kişisel tercihlerine hakaret etme yetkisini sana kim verdi ? bu nasıl bir dünya görüşü.
    uzun lafın kısası fikir yarışmaları gelişip marsa koloni kuracak seviyede bilimsel çalışmalar yapsak da yukarıda yazdığım şeyleri benimsemedikten sonra hepsi boş.
  • girişimcilerin iş fikirlerini sunup, yarışmayı kazanarak veya programı izleyen melek yatırımcılardan destek alarak projelerini hayata geçirmelerine imkan tanıyan televizyon programıdır.

    gel gelelim hoşaf mevzusuna. gerekli üretim tesisleri kurulur, gerekli reklam yapılır (hali hazırda program ve sonrasındaki sosyal medya sayesinde şu an büyük bir kitleye ulaştı), gerekli dağıtım ağı kurulursa önümüzdeki yaz ülke genelinde kola, ice tea, ayran gibi çok tüketilen bir ürün olabilir. iyi de para kazandırır. zaten bir girişimcilik yarışması ciroya, maliyete, kara bakar. yani diğer finalistlere kıyasla en çok parayı kazandırma potansiyeli bu üründedir. rasyonelist bir yatırımcı bu üç üründen hangisine para verir derseniz bence hoşaf kazanacaktır.

    fakat devlet televizyonunda yayınlanan bu programın jürisi ben olsaydım, tıp, elektronik ve yazılımı bir arada kullanıp, gelişen bilim ve teknoloji dünyasında elini taşın altına koyup, inovatif bir proje sunarak gençlere örnek teşkil edebilecek beyefendiye oyumu verirdim. napalım jürinin böyle bir kaygısı yokmuş.

    umuyorum bir melek yatırımcı beyefendinin projesine destek olur ve hayata geçirir. beyefendi de yeni projelerini hayata geçirmek için maddi ve manevi desteği bulmuş olur.
  • bir bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak var, buna alışılıyor da, hiç araştırıp sormadan fikir sahibi olmaya alışılmıyor.
    kişisel olarak bir kadının dini inançlarını ileri sürerek saçlarını önce bir torbaya sokması, sonra da bir bezle tamamen örtmesi bana ters gelen bir şey. ancak buradan yola çıkarak kadının nitelikleri hakkında ön yargıyla davranmak da bana ters geliyor. nitekim yanımda çalışan kadınlardan ikisi türbanlı, kendileriyle dost olmasam bile (ikisini de işe ben aldım) işlerini yaptıkları sürece, ki yapıyorlar, şirketimizde bulunmalarının bir sakıncası yok.
    gelelim bu yılın projesine: proje dinlemeye değer bir proje. uygulanabilirliği olan bir proje. sanırım kadın da güzel sunmuş. bu nedenle de kendisini ödüle değer bulmuşlar. bir fikrin mi var, altı-yedi yıldır devam eden bir program. bu yıl bir türbanlı ödül almış, geçen yıl da, begüm buket adlı başı açık bir kadın almış bu ödülü. www.facebook.com
    birfikrinmivar.com
    son söz olarak
    birisini yereceğiniz ya da öveceğiniz zaman bir yutkunmakta yarar var. yutkunun
  • çok yazıldı, çizildi. kendim de sosyal medya hesabımdan bu konu hakkında yazı paylaştım. çünkü bundan 2-3 sene evvel devlet tarafından desteklenen ve aynı bu yarışmada yer alan jüriler gibi girişim dünyasında yer alan önemli kişilerin olduğu bir yarışmaya katıldım.

    evet olay sizin bildiğiniz gibi değil. yani neresinden tutsam da iyi tarafını bulamıyorum.

    kadının dini inançlarını sorgulamadım bile. inandığı şeylerin doğrultusunda yapması istenen şeyleri yapıyor. zaten konumuz bir kurum çalışanının rengarenk bir başörtüsüyle devletin ona sağladığı imkanı kafasına göre kullanması da değil. herkese açık bir yarışma. her kültürden her yaştan insanlar gelecektir ki karşısındaki insanlara saygıdan ötürü kılık kıyafetini elindeki imkanlara göre güzel kullanmış. temiz ve düzgün. benim için yeterli.

    gelgelelim asıl meselemize. hoşaf -aslında komposto mu hoşaf mı tartışması da yaratan içecek- şu haliyle kabul edilebilir mi? bu; değerli devlet büyüklerimizin milli adı altında her şeyi yapacağız demesi gibi bir şey. katma değer olarak bize ne sağlayacak? bir zamanların ekmek ve pasta muhabbeti gibi. hastaneler berbat durumda, ülkenin eğitimi kaldı ki yerlerde hoşaf mı bizi bir yerlere getirecek?

    sen her konuda dışa bağımlı bir ülkeyken yaptığın hoşaf sana ne kadar değer katabilir? her şeyin iyidir, hoştur eyvallah yaparsın hoşafını. ama bu nedir?

    devlet özellikle son yıllarda bu girişimcilik konularına ciddi ölçeklerde bütçe ayırmış durumda. ve inanın en düşüğü 150.000 tl'den başlayan miktarlarla size destek oluyorlar. ama nasıl destek? önüne engel olacağını bildiği projeleri saçma sapan bahanelerle eliyorlar. kurumlar daha ilk senesinde ölecek olan projeleri doğurmaya çalışıyor. çünkü kimsede sabır yok. anı kurtaralım yeter düşüncesiyle hareket eden bir güruh var.

    girişimcilik modelini türkiye'ye özgü modellemeye çalıştılar yıllarca. hatta modellenemediği dönemlerde çok zarara uğradılar. fakat butik pastane gibi -sanki memlekette herkes donut ve cupcake ile büyümüş- kişiye, mekana, kültürel özelliklere ve zamana uyduramadığı için ödül kazanıp ilk senesinde kapısına kilit vurulan çok şey var.

    bana; nefes alması bir küçükbaş veya büyükbaş hayvanın akciğerinden elde edilen ilaçla hoşafın nasıl bir tutulduğunu açıklayabilir misiniz ya da dandik bir butik pastanenin?

    gelecek nesli kurmak, sağlıklı bireyler yetiştirmek için ilaca değil de sağlıksız ömür sürmüş bir insana verilen organik hoşafa inananlar hangi gözlüğü kullanıyorlarsa desinler lütfen. zira kör olan biziz sanırım.
sosyal medyadan takip edin
mühendis sözlük facebook mühendis sözlük twitter mühendis sözlük instagram mühendis sözlük youtube mühendis sözlük google plus
duyurular
  • elektronik ve haberleşme mühendisliği
  • inşaat mı makine mi 2
  • matlab antremanları 3
  • bilgisayar önerisi 6
  • yönetim bilişim sistemleri
facebook'tan takip edin